Çoğu çocuk anne ve babalarının arasındaki çatışmalara kendilerinin sebep olduğuna inanabilir; suçhıluk duygularma kapılabilir. Bu durumda, özellikle evden aynlan anne ya da babanın çocukla aym cinsten olduğu durumlarda çocuk onun rolünü üstlenmeye çalışabüir. Bazen bu durum evde kalan anne ya da baba tarafindan pekiştirilebilir. Bazı çocuklar da anne ve babalanm bir araya getirebilmek için sorumluluklar alabilir, bazen de kurban olabilir. Çocuk hem fiziksel hem de psikolojik olarak yaralanabilir. Travma geçirip boşanmayı durdurmak isteyebilir. Çocuklar anne ve babalannin evlilikleri bitse de onlann birlikteliklerin ihtiyaç duyabilirler.
Aynlık sonrası çocuklarda yemek yeme azalabilir., kusma ve ishaller başlayabilir, fiziksel gelişme duraksayıp kilo kaybi artabilir. Üzöntü ve küskünlük belirgindir. Yalancx zeka geriliği denen zihinsel işlevlerde gerileme görülebilir. Kızgmlık, saldnganhk gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Bazen de korkular, takmtilar ve tikler gelişir.
Boşanmanın ilk etkileri erkeklerde kızlara oranla daha fazladır. Erkekler boşanmanm izlerini üzerlerinderi atabilmek için dahâ çok çaba sarf etnaektedirler. Bunun için de daHa fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Bu erkek ve kızlarm. duygulannı bastırma ve göstentteleriyle ilgili bir durumdur. Erkekler daha fazla agresif olurlar. Bazı çocuklann okulda diğer çocuklan dövdükleri, onlarla kavgaya tutuştuklan gözlenmiştir.
Boşanma ile birlikte çocukta güvensizlik duygusu artmaktadır. Ortaya çıkan düzensiz aile yapısı çocuklan suç ortamlanna daha çok itmektedir. Boşanma okul çocuklan üzerinde şu şekilde belirtiler oluşturabilir. Okul çocuklan, öğretmen ya da kendilerine bakan diğer büyüklere daha çok ihtiyaç duyabilirler. Parmak emme, konuşmada gerilik şeklinde tepkiler oluşabilir. Bütün çocuklar anne-babaları hakkinda yeni korkular yaşayabilirler. Aynldığı anne ya da babasını uzun zaman sonra tekrar görmek onlarda baş-mide ağnları, okul başansızhğı, yavaşlık ve yoksunluk duygusu yaratabilir.
Yine, geçimsiz ve dağılmış aileleri olan çocuklarda, çocuk suçluluğu ile birlikte akut psikiyatrik bozukluklar, okul başansında düşüş, cinsel rolü oynamada yetersizlik, düşük özsaygı, anne ve babamn yaptıklanm olumsuz değerlendirmeler, arkadaşsızlık, gerilim, depresyon ve olgunlaşmama görülmektedir.
Kısacası; anne babası boşanmış olan çocuklann yaşadığı sorunlar aslmda yaş, cinsiyet, kültür, egitim ve daha pek çok faktöre bağh olarak değişiklik göstermektedir. Ancak çocuklarda genel olarak gözlenen sorunlar şu şekilde belirtilebilir. Şiddetli baş ve karm ağılan, çevreye karşı saldırgan tutumlar, okul yaşantısmda sorunlar ve ders başansında gerileme, güvensizlik ve geleceğe ilişkin olumsuz düşünceler.
Aynca, eşler arası yaşanan çatışma, ebeveynleri ve buna bağlı olarak çocuklan üç yönde etkileyebilmektedir. Birincisi, çaüşma çocuklar üzerinde sağlanan disiplinin etkisi ve tutarlılığımn azalmasına neden olabilmektedir. Bunun sonucunda da çocuklardaki antisosyal davranışlann artmasma ve davramşlarmm kontrolünün azalmasma neden olabilmektedir. Ikincisi, çatışma anne babalann kendilerini çocuklanndan uzaklaşürmalanna veya onlan reddetmelerine neden olabilmektedir. Buna tepki olarak da çocuklar uyum problemi gösterebilmektedirler. Üçüncüsü, çatışma anne babalann çocuk üzerinde psikolojik ve duygusal kontrol kullanımmı azaltabilmektedir. Bu da çocukta kaygı yada depresyon gibi içe yönelim türü problem davramş belirtilerinin görülmesine neden olabilmektedir.
Boşanmanm etkisine çocuk için ayn, anne-baba için ayn ayn da bjlföa|pEir. Çocuk için üç temel sorunla karşı karşıya kalmrr. İlk sorun, boşanmanın çocuğtB^^pffik. yaşantısını nasıl etkilediğidir. Çocuk doğal olarak boşanma öncesinde yaşadıgı rahatlığı bir sure göremeyecektir. İkinci sorun da boşanma sırasmda çocuğun kaç yaşında olduğudur. Çünkü yaş üerledikçe çocuklar boşanmayı daha çabuk kabul edebilmektedirler. Çocuk ne kadar küçükse yarası da o kadar büyük olabilir. Son olarak da yaşamlan sonra çocugun annesinin yada babasının yanında kalmasıdır. Cocxik bu durumda yarnnda kalmadığı anne yada babasını aralıklarla görmektedir. Bu durum çocugun psikolojik gereksinİmlermi karşılayacak düzeyde değildir. Çocuklar bundan da zarar görmektedirler.
Yine de yaşlan ne olursa olsun, anne-babaları boşanan bütün çocuklar öfke, suçluluk, korku ve acı gibi olumsuz duygular yaşarlar. Çocuğun kafası karışır ve ne olup bittiğini anlayamaz.
Boşanmanın kesinleşmesinin ardından çocuk birilerine sığınmak ister. En yakınında annesi vardır ve çocuk, amıe itse de dövse de ona sığınır. Annenin ilgisini çekebilmek için çeşitli yaramazlıklar ve sık sık bedensel yakmmalar sergileyecektir.
Çocuklar boşanma konusunda hassas tepkiler geliştirirler. Yaygm keder reaksiyonlan içerirler. Inkar, sessizlik, gerileme, vücuda ait sıkıntılar, düşmanlık ve suçluluk, panik ve kanşıklık hisşederler.
Anne-babası boşanmış çocuklar, anne-babasi boşanmamış çocuklara oranla psikolojik yapı olarak da daha zayıftırlar. Davramşlarmda ve dolayısıyla sosyal ilişkilerinde problemleri vardır. Kendilerine daha az saygi duyarlar ve akademik başarüan da düşüktür.
Boşanma ve Çocuk Psikolojisi, Boşanma çocuğu nasıl etkiler, boşanma çocuğa nasıl söylenir, nasıl anlatılır,velayet davası,nafaka davası,ortak velayet
Kaç Kişiyiz
24 Ağustos 2011 Çarşamba
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Boşanma ve 9-13 Yaş Çocuklarının Psikolojisi
Boşanmanın gerçekleştiği dönemde çocuğun içinde bulundugu gelişim basamağı ve çocuğun yaşı, onun bu olayı algılayış ve olaylara vereceği tepkilerini belirleyen etmenlerin başında yer alır. Kaos olarak yaşadıklan duygulanna bir düzen getirebilmek için çok mücadele ederler. Genelde duygulanm kendilerine saklamaktadırlar. Ayrılıkla ilgili konuşmak istemezler. Boşanmadan dolayı utanırlar ve anne-babalannın bu durumlannı utanç verici olarak algılayabilirler. Bu çocuklarra okuldaki başanlan düşebilir. Bu daha önce başanlı olan için de başansız olan için de geçerlidir. Arkadaşlanyla olan ilişkileri kötüye gidebilir. Davranışlarına bakıldığında genelde geri çekilen, tahripkar, yıkıcı tutıımlar gösteren çocuklar olarak gozlenebilirler.
Çocuklar 9-12 yaşlanna geldiklerinde boşanmanın ne olduğunu anlayabilirler. Fakat, maalesef bu yaşlardaki çocuklar üzerinde boşanmamn pek sağlıklı olmayan etküeri olabilir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, özellikle kız çocuklar, eş degişiminden, boşanmış anne ya da babasımn bir başkasıyla evlenmesinden daha çok etkilenmektedirler. Genelde boşanma sürecinde ya da boşanma gerçekleştiğinde erkekler de durumdan çok etkilenmektedirier. Bu çocuklar okulda, başansız, sık sık okuldan kaçan, kavgacı olarak tanmmaktadırlar. Toplum yaşamlannda içe kapanık yada tamamen bunun tersi şekilde davranış bozukluğu gösteren çocuklar haline gelirler.
9-12 yaşlarındaki okul çocuklannın ayrıhğa ilk tepkileri, genelde anne yada babadan birini oluşan tüm problemler için sorumlu tutmak biçimindedir. Çocuklar taraf tutarlar. Anne ve babaya yada ikisinden birine şiddetle kızgın olurlar. Anne babalaramı başkalanyla cinsel yaknılaşmalanna son derece duyarlıdırlar.
9-12 yaşları arasındaki çocuklar anne-babalanndan ayrı faaliyetler içine girmişlerdir. Okul, çevrenin ilgisi ve arkadaşlıklar bu yaş dönemi için önem kazanmaktadır. Çocuk kendi ihtiyaçlarını karşılayan anne ya da babasmm yanında kalabilmek için diğerini reddedebilir. Böylelikle anne ve babasından kişisel olarak öç alabilecektir. Bu yaş grubundaki çocuklar baş ve mide ağnlanndan şikayet ederler. Öğrenme ile ilgili problemler yaşarlar. Akranlanyla iletişimlerinde güçlükler ortaya çıkabilir.
Çocuklar 9-12 yaşlanna geldiklerinde boşanmanın ne olduğunu anlayabilirler. Fakat, maalesef bu yaşlardaki çocuklar üzerinde boşanmamn pek sağlıklı olmayan etküeri olabilir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, özellikle kız çocuklar, eş degişiminden, boşanmış anne ya da babasımn bir başkasıyla evlenmesinden daha çok etkilenmektedirler. Genelde boşanma sürecinde ya da boşanma gerçekleştiğinde erkekler de durumdan çok etkilenmektedirier. Bu çocuklar okulda, başansız, sık sık okuldan kaçan, kavgacı olarak tanmmaktadırlar. Toplum yaşamlannda içe kapanık yada tamamen bunun tersi şekilde davranış bozukluğu gösteren çocuklar haline gelirler.
9-12 yaşlarındaki okul çocuklannın ayrıhğa ilk tepkileri, genelde anne yada babadan birini oluşan tüm problemler için sorumlu tutmak biçimindedir. Çocuklar taraf tutarlar. Anne ve babaya yada ikisinden birine şiddetle kızgın olurlar. Anne babalaramı başkalanyla cinsel yaknılaşmalanna son derece duyarlıdırlar.
9-12 yaşları arasındaki çocuklar anne-babalanndan ayrı faaliyetler içine girmişlerdir. Okul, çevrenin ilgisi ve arkadaşlıklar bu yaş dönemi için önem kazanmaktadır. Çocuk kendi ihtiyaçlarını karşılayan anne ya da babasmm yanında kalabilmek için diğerini reddedebilir. Böylelikle anne ve babasından kişisel olarak öç alabilecektir. Bu yaş grubundaki çocuklar baş ve mide ağnlanndan şikayet ederler. Öğrenme ile ilgili problemler yaşarlar. Akranlanyla iletişimlerinde güçlükler ortaya çıkabilir.
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Boşanmalar Neden Artıyor
Evlilikte sorunların çözülememesi anlık bir durum olmaktan çok bir süreci içerir. Evlilikteki denge, eşler arasındaki iletişimin niteliğinin yüksekliğine bağlı iken, evlilikteki sorunlar bu iletişimin zayıflığından kaynaklanmaktadır. Son yıllarda batı ülkelerinde evlenme oranlarında düşme yaşanırken, boşanma ve nikâhsız birliktelik yaşayan çiftlerin sayısında artış görülmektedir. Evlilik ile ilgili yaşanan bu değişim, nesiller arası geçiş ilkesi ile sonraki nesiller açısından da boşanma riskini artıran bir unsur haline gelmektedir.
Evrensel olarak son yıllarda boşanma oranlarının artması ve boşanmanın daha yaygın bir kültür öğesi haline gelmesi, toplumsal ve kültürel değişimin aile üzerindeki etkileri ile bağlantılıdır .Düşük orandaki varlıklı insanların dışında evlilik, mülkiyetin kuşaktan kuşağa aktarılmasında araç olarak değerlendirilmemekte, aile kurumu daha az zorunlu bir ekonomik ortaklık olarak görülmektedi.. Genel refahtaki artış ile evlilikle ilgili bir sorun olduğunda ayrı bir ev açmanın daha kolay hale gelmesi, boşanma oranlarının artmasında önemli bir etken olmaktadır .
Sanayi devrimi sonrası, üretim araçlarındaki değişikliklerin yol açtığı kentleşme ile birlikte ortaya çıkan yeni yaşam tarzları, toplumsal hayatta giderek artan bir oranda hareketliliğe yol açmıştır. Bu durum zamanla bireyselleşmeye, kadının özgürleşmesine neden olmuş ve süreç içerisinde kurulan evlilikler geçmişte olduğu gibi kadının ikinci planda olduğu değil de, sevgi ve saygının karşılıklı olarak yaşandığı bir yapıya dönüşmüştür. Bu temelde kurulan evliliklerde, kadının erkeğe “bağımlılığı” yerine “karşılıklı bağlılık” ilkesi ön plana çıkmış, evliliğe yüklenen anlamlar değişmiş; evlilikten daha fazla dayanışma, dostluk, sevgi paylaşımı ve duygusal yakınlık beklenilmeye başlanmış, ilişkinin niteliği eşlerin beklentilerini karşılayamadığı noktada boşanma daha fazla gündeme gelmiştir. Farklılaşan yaklaşımlardan birisi de çocuk noktasında ortaya çıkmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın kanaat; tek başına çocuğun varlığının sorunlu bir evliliği sürdürmek için yeterli bir unsur olmadığıdır .
Sanayileşme sonrası yeni özgürlük anlayışının yanı sıra, dinsel ve töresel değerlerin aile kurumu üzerindeki etkisi azalmıştır.
Ayrıca tek başına çok olumlu sayılabilecek kimi değişmeler boşanmayı kolaylaştırıcı etken olmuştur. Kadın haklarının gelişmesi, kadınların eğitim seviyelerinin yükselmesi ve kadınların üretici olarak toplum yaşamına katılmaları evlilikteki uyumu etkilemiştir (Yörükoğlu 2000). Kentsel yaşamda, yaşanan hızlı toplumsal hareketliliğin etkisiyle, sevgiden başka ortak yanları olmayan, değişik kültürel özelliklere sahip insanların, farklı yetişme tarzı, eğitim durumu özelinde yaptıkları evliliklerde başarı şansı düşük olabilmektedir.
Benedek ve Brown, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’li yıllardan sonra her yıl yarım milyondan fazla çocuğun anne ve babasının boşandığını, 1950’lerde düşük olan boşanma oranının 1960 ve 1970’ler ile birlikte hızlı bir şekilde artmasının tesadüf olmadığını belirtmiş, değişen hatta evrim geçiren dünyada ve giderek daha fazla özgür olan bir ortamda, toplumun değil, bireyin mutluluğunu önemseyen bir anlayış içinde, hem kadının hem de erkeğin evliliğin kutsallığı ile ilgili toplumsal ve dini yapıları sorgulamaya başladıklarını, eşlerin birbirlerine karşı duygusal boyutta uzaklaşmalarını boşanma için yeterli görebildiklerini, ayrıca hükümetlerin de boşanmayı kolaylaştırıcı yasalar çıkararak boşanmaların artmasında etken olduğunu belirtmişlerdir.
Günümüzde pek çok çiftin boşanma nedenlerinin temelinde aralarında sevgi bağı olmasına rağmen, kişilik uyuşmazlığı yaşayarak, sağlıklı eş ilişkisi oluşturamamaları yatmaktadır (Collange 1996). Gençtan (2003), modern çağda evrensel olarak boşanma oranlarının artmasını, insanların evliliğe daha az istekli olmalarına değil, evlilik anlayışındaki değişim ile birlikte mutlu olabilmeyi, geleneksel değerler ve çocuğun varlığı için sorunlara katlanılmasına tercih edilmesine bağlamaktadır. Ayrıca boşanma evlilikten kaynaklanan derin bir doyumsuzluktan çok, evliliği ödüllendirici ve doyum sağlayıcı ilişki haline getirme kararlılığındaki artışın bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Aile özelinde yaşanan değişmelerde ve boşanma oranlarının artmasında medya olarak adlandırılan, kitle iletişim araçlarının da etkisi vardır. Kitle iletişim araçlarında programlar sevgi paylaşımı noktasında flört etmeyi özendirirken, boşanmanın olağan bir durum olarak algılanmasına neden olabilecek yayınlar da yapmaktadırlar.
Evrensel olarak modern çağda boşanma oranlarının artması tek bir nedene bağlı olmaktan çok, birçok etkenin bir bütün olarak aileyi ve bireyleri etkilemesinden kaynaklanmaktadır.
Evrensel olarak son yıllarda boşanma oranlarının artması ve boşanmanın daha yaygın bir kültür öğesi haline gelmesi, toplumsal ve kültürel değişimin aile üzerindeki etkileri ile bağlantılıdır .Düşük orandaki varlıklı insanların dışında evlilik, mülkiyetin kuşaktan kuşağa aktarılmasında araç olarak değerlendirilmemekte, aile kurumu daha az zorunlu bir ekonomik ortaklık olarak görülmektedi.. Genel refahtaki artış ile evlilikle ilgili bir sorun olduğunda ayrı bir ev açmanın daha kolay hale gelmesi, boşanma oranlarının artmasında önemli bir etken olmaktadır .
Sanayi devrimi sonrası, üretim araçlarındaki değişikliklerin yol açtığı kentleşme ile birlikte ortaya çıkan yeni yaşam tarzları, toplumsal hayatta giderek artan bir oranda hareketliliğe yol açmıştır. Bu durum zamanla bireyselleşmeye, kadının özgürleşmesine neden olmuş ve süreç içerisinde kurulan evlilikler geçmişte olduğu gibi kadının ikinci planda olduğu değil de, sevgi ve saygının karşılıklı olarak yaşandığı bir yapıya dönüşmüştür. Bu temelde kurulan evliliklerde, kadının erkeğe “bağımlılığı” yerine “karşılıklı bağlılık” ilkesi ön plana çıkmış, evliliğe yüklenen anlamlar değişmiş; evlilikten daha fazla dayanışma, dostluk, sevgi paylaşımı ve duygusal yakınlık beklenilmeye başlanmış, ilişkinin niteliği eşlerin beklentilerini karşılayamadığı noktada boşanma daha fazla gündeme gelmiştir. Farklılaşan yaklaşımlardan birisi de çocuk noktasında ortaya çıkmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın kanaat; tek başına çocuğun varlığının sorunlu bir evliliği sürdürmek için yeterli bir unsur olmadığıdır .
Sanayileşme sonrası yeni özgürlük anlayışının yanı sıra, dinsel ve töresel değerlerin aile kurumu üzerindeki etkisi azalmıştır.
Ayrıca tek başına çok olumlu sayılabilecek kimi değişmeler boşanmayı kolaylaştırıcı etken olmuştur. Kadın haklarının gelişmesi, kadınların eğitim seviyelerinin yükselmesi ve kadınların üretici olarak toplum yaşamına katılmaları evlilikteki uyumu etkilemiştir (Yörükoğlu 2000). Kentsel yaşamda, yaşanan hızlı toplumsal hareketliliğin etkisiyle, sevgiden başka ortak yanları olmayan, değişik kültürel özelliklere sahip insanların, farklı yetişme tarzı, eğitim durumu özelinde yaptıkları evliliklerde başarı şansı düşük olabilmektedir.
Benedek ve Brown, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’li yıllardan sonra her yıl yarım milyondan fazla çocuğun anne ve babasının boşandığını, 1950’lerde düşük olan boşanma oranının 1960 ve 1970’ler ile birlikte hızlı bir şekilde artmasının tesadüf olmadığını belirtmiş, değişen hatta evrim geçiren dünyada ve giderek daha fazla özgür olan bir ortamda, toplumun değil, bireyin mutluluğunu önemseyen bir anlayış içinde, hem kadının hem de erkeğin evliliğin kutsallığı ile ilgili toplumsal ve dini yapıları sorgulamaya başladıklarını, eşlerin birbirlerine karşı duygusal boyutta uzaklaşmalarını boşanma için yeterli görebildiklerini, ayrıca hükümetlerin de boşanmayı kolaylaştırıcı yasalar çıkararak boşanmaların artmasında etken olduğunu belirtmişlerdir.
Günümüzde pek çok çiftin boşanma nedenlerinin temelinde aralarında sevgi bağı olmasına rağmen, kişilik uyuşmazlığı yaşayarak, sağlıklı eş ilişkisi oluşturamamaları yatmaktadır (Collange 1996). Gençtan (2003), modern çağda evrensel olarak boşanma oranlarının artmasını, insanların evliliğe daha az istekli olmalarına değil, evlilik anlayışındaki değişim ile birlikte mutlu olabilmeyi, geleneksel değerler ve çocuğun varlığı için sorunlara katlanılmasına tercih edilmesine bağlamaktadır. Ayrıca boşanma evlilikten kaynaklanan derin bir doyumsuzluktan çok, evliliği ödüllendirici ve doyum sağlayıcı ilişki haline getirme kararlılığındaki artışın bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Aile özelinde yaşanan değişmelerde ve boşanma oranlarının artmasında medya olarak adlandırılan, kitle iletişim araçlarının da etkisi vardır. Kitle iletişim araçlarında programlar sevgi paylaşımı noktasında flört etmeyi özendirirken, boşanmanın olağan bir durum olarak algılanmasına neden olabilecek yayınlar da yapmaktadırlar.
Evrensel olarak modern çağda boşanma oranlarının artması tek bir nedene bağlı olmaktan çok, birçok etkenin bir bütün olarak aileyi ve bireyleri etkilemesinden kaynaklanmaktadır.
Boşanmanın Okul Başarısına Etkisi
Anne-babası boşanmış çocukların aileleriyle ilişkileri iyi olduğu sürece, boşanma okul başarısı üzerinde çok az bir etki yaratabilmektedir.
Anne-babası boşanmış çocuklarda okula karşı isteksizlik, okuldan kaçmalar ve bunlara bağlı ders başansında gerilemeler gözlenen olumsuz davramşlardır.
Öğrencilerin başansızlıklanrıın nedenleri yalnızca okulda değildir. Okulun dışındaki bazı etkenler de öğrencilerin başarılarını düşürmektedir. Bunlardan biri de aile ortamının çocuğun gelişmesine elverişsiz olmasıdır. Uygun olmayan aile koşulları çocuğun ders başansını düşürmektedir. Bu durum çocuğun kendisine saygısını azaltmaktadır. Çocuk bunun suçlusu olarak ailesini görür. Ailesine karşı kızgınlığı artan çocuk okuldan kaçarak onlan cezalandınr.

Okul çağı çocuklan, boşanmadan dolayı okul başansı anlamında olumsuz etkilenmişlerdir. Kızlar çoğu zaman daha dengeli bir ayar yapabilmişlerdir. Çünkü zorluklarla mücadele etme konusunda kızlar yardım almaya daha elverişli ve sosyal ilişkilerinde daha cesurdurlar.
Bazı çocuklann okul başarısı zorluklan yaşamasınnı nedeni entelektüel yetersizlikten ziyade davramşlan olabilmektedir. Özellikle erkek çocuklar daha saldırgan olacaklar ve muhtemelen emsalleriyle ve öğretmenleriyle daha fazla zıtlaşacaklardır.
Anne-babadan ayrılma anksiyetesinin ağırlığını duyan, hem kültürel hem sosyal yoksunluk içinde btiyüyen çocuklarda okul başansı düşüktür. Aile içindeki bozuk ilişkilerin neden olduğu davranış bozuklukları, çocugun toplumsal rolünü yerine getirmesine engeldir.
Anksiyete, çocuğun, okul çalışmalanna kendisini vennesini olanaksiz kilabilir. Okuldaki başansı hızla düşebilir.
Suçlamalar, dayakla birlikte olan kan koca kavgalan, tartışmalar sonucu aynlıp evi terk etmeler gibi durumlar ev huzurunu bozar. Bu durumda çocuk şaşkm, tedirgin ve çaresiz olabilir. İçi kızgınlık, düşmanlık ve kötümserlikle dolabilir. Okul başansı düşebilir. Erkek çocuklann davranışlan bozulabilir. Kızlar korkak ve kuruntulu olabilirler. Çocuklar evlilikten korkarak biiyüyebilirler. Çocuklar da anne yada babalanm tutmalan istendikçe suçluluk duygularmakapılabilirler.
Anne-babası boşanmış çocuklarda okula karşı isteksizlik, okuldan kaçmalar ve bunlara bağlı ders başansında gerilemeler gözlenen olumsuz davramşlardır.
Öğrencilerin başansızlıklanrıın nedenleri yalnızca okulda değildir. Okulun dışındaki bazı etkenler de öğrencilerin başarılarını düşürmektedir. Bunlardan biri de aile ortamının çocuğun gelişmesine elverişsiz olmasıdır. Uygun olmayan aile koşulları çocuğun ders başansını düşürmektedir. Bu durum çocuğun kendisine saygısını azaltmaktadır. Çocuk bunun suçlusu olarak ailesini görür. Ailesine karşı kızgınlığı artan çocuk okuldan kaçarak onlan cezalandınr.

Okul çağı çocuklan, boşanmadan dolayı okul başansı anlamında olumsuz etkilenmişlerdir. Kızlar çoğu zaman daha dengeli bir ayar yapabilmişlerdir. Çünkü zorluklarla mücadele etme konusunda kızlar yardım almaya daha elverişli ve sosyal ilişkilerinde daha cesurdurlar.
Bazı çocuklann okul başarısı zorluklan yaşamasınnı nedeni entelektüel yetersizlikten ziyade davramşlan olabilmektedir. Özellikle erkek çocuklar daha saldırgan olacaklar ve muhtemelen emsalleriyle ve öğretmenleriyle daha fazla zıtlaşacaklardır.
Anne-babadan ayrılma anksiyetesinin ağırlığını duyan, hem kültürel hem sosyal yoksunluk içinde btiyüyen çocuklarda okul başansı düşüktür. Aile içindeki bozuk ilişkilerin neden olduğu davranış bozuklukları, çocugun toplumsal rolünü yerine getirmesine engeldir.
Anksiyete, çocuğun, okul çalışmalanna kendisini vennesini olanaksiz kilabilir. Okuldaki başansı hızla düşebilir.
Suçlamalar, dayakla birlikte olan kan koca kavgalan, tartışmalar sonucu aynlıp evi terk etmeler gibi durumlar ev huzurunu bozar. Bu durumda çocuk şaşkm, tedirgin ve çaresiz olabilir. İçi kızgınlık, düşmanlık ve kötümserlikle dolabilir. Okul başansı düşebilir. Erkek çocuklann davranışlan bozulabilir. Kızlar korkak ve kuruntulu olabilirler. Çocuklar evlilikten korkarak biiyüyebilirler. Çocuklar da anne yada babalanm tutmalan istendikçe suçluluk duygularmakapılabilirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
